27 Şubat 2014 Perşembe

Karadayı Son Bölüm

Karadayı, beni uzun bir süre sonra televizyona bağlayan sitelerden biri oldu. Kenan İmirzalıoğlu'nun olduğu bir dizi hiçbir zaman kötü olmadı zaten. Kenan mı diziyi taşıdı, yoksa senaryo zaten iyi miydi tartışılır ancak şu bir gerçek Kenan hangi dizide oynasa dizi hep başarılı oldu. Çok küçükken izlediğim Deli Yürek vardı. Daha sonra Acı Hayat diye bir dizi yaptı. Sonra Ezel ile zaten zirvede olduğunu gösterdi. Şimdi de yaptığı Karadayı dizisinde herkesi ekrana bağlıyor. Yıllar geçtikçe oyunculuğuna oyunculuk katan Kenan umarım bu dizide daha da başarılı olur.


10 Şubat 2014 Pazartesi

Besin Alerjisi

Besin alerjisi, bir besinin tüketilmesi sonucu bağışıklık sisteminin çok fazla çalışıp antikorlar üretmesi ve bununla da kişide döküntü, astım, solunum yetmezliği şeklinde sıkıntılar göstermesidir. Alerjisi olunan besinler tüketildiğinde vücudun bağışıklık sistemi tepki vermekte ve vücut o besinleri kabul etmemektedir.


Birçok yiyeceğe karşı besin alerjisi oluşması mümkündür. Özellikle çocuklarda inek sütüne karşı çok fazla alerji gelişebilmektedir. Yumurta ve glüten de hem çocuklar hem yetişkinler tarafından sıkça alerjinin görüldüğü gıdalardır. Bunun dışında kabuklu gıdalar ve mayalı gıdalarda da alerji görülmektedir. Besin alerjileri bazen sadece bir yiyeceğe karşı gelişirken bazen birden çok yiyeceğe karşı oluşmaktadır. Besin alerjisinin belirtileri farklılık göstermektedir. Döküntü ve kaşıntı, anaflaktik şok, solunum sıkıntıları, kusma, bulantı, kramp, egzama, baş ağrısı, ishal, öksürük, hırıltı, nezle gibi farklı reaksiyonlara rastlanmaktadır. Bulgular, yemek tüketildikten 1-2 saat sonra ortaya çıkabilir. 

Kişi, alerjisi olan gıdayı tüketmemeye büyük özen göstermeli, yanlışlıkla tükettiyse de hemen bir doktora gitmelidir. Besin alerjisi, alerjik nezle gibi alerjilerden daha ağır ve tehlikeli olabilmektedir. Kimi zaman bu tip gıdalar gözden kaçabilmektedir. Buna dikkat etmek adına eğer yemeğe bir şey koyulacaksa dikkatlice içindekiler kısmından bir katkı maddesi olup olmadığı okunmalıdır. Eğer yemek dışarıda yenecekse garsona alerji durumu belirtilmelidir.

5 Şubat 2014 Çarşamba

İDEAL EĞİTİM SİSTEMİ

Yıllardır, “öğrenciler adeta birer yarış atı”, “okulda hiçbir şey öğrenilmiyor”, “eğitim şart ama eğiten yok” gibi söylemlerle eğitim sistemimizi eleştiririz. Yapılan araştırmalarda da gerçekten Türkiye’nin eğitim sistemi karnesinde notu çok düşük.


Aynı listenin en başarılı eğitim sistemine sahip ülkesi ise Finlandiya. Peki Finlandiya’nın ideal sayılabilecek eğitim sistemi nasıl işliyor?

Öncelikle bizdeki gibi öğrencilerin girmek zorunda olduğu bir sınav yok. Dolayısıyla özel dershaneler, etütler, özel dersler yok. Öğrencilerin çalışma motivasyonu bir şeyler ezberleyip sınavdan yüksek almak değil, gerçekten öğrenebilmek. Öğrenim hayatı 7 yaşında başlıyor ve günde yaklaşık 4 saat dersleri var. Bu dersler okuduğunu anlama, analitik zekayı geliştirme, eleştirebilme yeteneği ve sorunlara farklı bir gözle bakabilme üzerine kurulu. Öğretmenler için geçerli bir müfredat yok. Konuları ve öğrencilere okutacakları kitapları kendileri belirliyorlar. Okullar birer korku yuvasındansa birer ev ortamını andırıyor. Okulda müdür yok, öğretmenler birlikte yönetimi üstleniyor. Herkes aynı yerde yemek yiyor ve arkadaş olmaya çalışıyor. İlginç şeylerden biri de, okuldaki çöp toplama, bitki sulama, mutfak temizliği gibi günlük işleri öğrencilerin üstlenmesi.  Yemekhanelerde sadece meyve sebze gibi sağlıklı yemekler bulunuyor. Öğretmen olmak pek kolay değil ve öğretmenlere yüksek maaş veriliyor. Ayrıca okuyan öğrencilere devlet tarafından maddi yardım sağlanıyor.